Göz Hastalıkları

Çocuk Göz Sağlığı

Çocuklarımız, geleceğimiz, en kıymetli varlıklarımızdır. Onların üzerine titrer, uykusuz geceler geçiririz. Sağlıklı yetişmeleri için kendi sağlığımızı bile ihmal edebiliriz. Fakat bazen bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi çok zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Bu sorunların en önemlilerinden ikisi özellikle küçük yaşlarda ortaya çıkan ve erken teşhis durumunda başarıyla tedavi edilebilen ŞAŞILIK ve GÖZ TEMBELLİĞİ’DİR. Göz muayenesinin belli bir yaşı yoktur. Şikâyeti olan çocuk hangi yaşta olursa olsun muayene edilebilir. Çocuğun muayeneye müsaade etmediği durumlarda uyutucu, sakinleştirici ilaçlar kullanılır, onlarla da verimli sonuç alınamadığı takdirde genel anestezi verilerek muayenesi tamamlanır. Çocukların hiçbir şikâyeti olmasa bile 3-4 yaşlarına kadar en az bir defa göz muayenesinden geçmiş olmaları gerekir.

İlk göz muayenesi için geç kalındığında çocukların gözlerinde estetik problemlerinin yanı sıra ömür boyu sürecek az görme sorunları da oluşabilmektedir. 

Katarakt

Katarakt, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Saydamlığı bozulan lens isli, buzlu veya lekeli cam gibi olur ve görme ile ilgili şikayetler başlar. Cisimler şekilsiz bulanık veya zayıf görülür. Göz yorgunluğu ve baş ağrısı oluşur.

Gözün içerisinde doğuştan var olan lensin yapısı protein ve sudan oluşur. Proteinin özel dizimi, lensin saydam ve ışığı geçirebilir özellikte olmasını sağlar. Yıllar geçtikçe küçük protein molekülleri yığılmaya başlar ve sonunda lens saydamlığını kaybeder. Bu bulanıklık ışığı geçiremeyecek kadar bütün lensi kapladığında olgunlaşmış katarakt ortaya çıkar.

Retina

Retina, görmemizi sağlayan ışığa duyarlı hücreler ile sinir liflerini içeren tabakadır. Retina adını verdiğimiz ağ tabakası tıpkı bir duvar kağıdı gibi göz küresinin arka iç duvarını kaplar. Retina milyonlarca görme hücresi ve bunların bağlı olduğu sinir hücrelerinden oluşur. Bu sinir hücrelerinin uzantıları (yaklaşık 1,5 milyon) bir araya gelerek görme sinirini oluşturur. Bu hücreleri besleyen damarlar da retinanın içinde yer almaktadır. Retinada merkezi görmeyi sağlayan, ışığın odaklandığı, özelleşmiş bölgeye makula (sarı nokta) denilmektedir.

Retinadaki bozukluk, görüntünün oluşmamasına, göz sinirindeki bozukluk da görüntünün beyne ulaşmamasına veya eksik ulaşmasına neden olur. Kişi görme yeteneğini kaybeder.

Dünyagöz Hastanesi’nin Retina Hastalıkları Departmanı’nda, Retina ve Göz İçi Jelini (vitreous) ilgilendiren tüm hastalıkların teşhis ve tedavisi, dünyada geliştirilmiş son teknoloji kullanılarak yapılmaktadır. Bu tedavileri retina konusunda uzmanlaşmış ve dünya çapında bu konuda isim yapmış uzman hekimlerimiz gerçekleştirmektedir. Göz içi mikrocerrahi ameliyatları özel eğitimli bir ekibin yanı sıra eksiksiz bir cihaz ve alet zinciri gerektirdiğinden, bu ameliyatlar sadece bazı üniversite hastaneleri ve başta Dünyagöz Hastanesi olmak üzere birkaç özel merkezde yapılabilmektedir.

Retinayı tehdit eden en önemli iki hastalık diabet ve hipertansiyondur. Hastanemizde bulunan uzman hekimlerden ve eğitimli personellerden oluşan retina departmanı, retina hastalarımıza eksiksiz göz sağlığı hizmeti vermektedir.

Glokom (Göz Tansiyonu)

Glokom erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.

Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Glokomun başlıca nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir. Görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zaafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir.

Presbiyopi

40 yaşın üzerinde, yaşa bağlı yakını görememe sorunudur. Gözlerimizin içindeki mercek şekil değiştirebilen bir yapıya sahiptir. Gözlerimiz içindeki mercek bu özel yetenek sayesinde cisimler yakına geldiğinde, şişerek şeklini değiştirebilir ve görme kalitesini arttırır. Yakın görme bu şekilde gerçekleşmektedir. 40 yaşından sonra göz bu yeteneğini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır.

Şaşılık

Her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini kaybetmesidir. Her bir gözde 6’şar adet göz dışı kas bulunur. Bunların birinde veya birkaçında kuvvet azlığı veya fazlalığı olması şaşılığa neden olur. Bir göz düz bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Bazı durumlarda kayma her iki gözde de mevcuttur. Gözlerdeki kayma şaşılığın sebebine göre sürekli yada geçici süreli oluşabilir. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Farklı nedenlerle şaşılık oluşabilir.

Şaşılık tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. İlk göz muayenesi için geç kalındığında çocukların gözlerinde estetik problemlerinin yanı sıra ömür boyu sürecek görme azlığı sorunları oluşabilmektedir. Doğumdan hemen sonra ve çocukluk döneminde çocukların göz şikayeti olmasa bile mutlaka uzman bir hekime muayene olması şarttır.

Renk Körlüğü

Renk körlüğü renkleri ayırt etme yeteneğinin bozukluğudur. Renk körlüğü, genellikle erkelerde görülen, oldukça yaygın bir rahatsızlıktır. En fazla görülen tipi, kırmızı ile yeşilin ayırt edilememesidir. Ender görülen bazı vakalarda ise bütün renklerin ayırt edilememesi ve dünyanın siyah - beyaz görülmesi söz konusudur. Her 20 erkekten ve her 200 kadından birinde renk körlüğü görülür. Birçok kişi renk körü olduğunu kendiliğinden fark etmez.

Renk Körlüğünün Nedenleri:
Renk körlüğünün nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak renk körlüğünün genetik geçişli bir hastalık olduğu bilinmektedir. Ailesinde renk körlüğü olan bir kişinin renk körü olma ihtimali daha yüksektir. Bazı durumlarda  renk körlüğü, sinir sistemi hastalıklarına  bağlı olarak da oluşabilir. Kalıtsal renk körlüğünde ise görmede bir kayıp olmamaktadır.
 
Renk Körlüğünün Belirtileri:
Renk körlüğünün yaygın türü olan ve genellikle doğumdan itibaren oluşan kaltsal renk körlüğünde yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı, aynı biçimde algılanır ve ayrı renkler ancak yoğunluklarıyla ayırt edilebilir. Renk körlüğü günlük yaşamda önemli bir sorun oluşturmazsa da yaşam kalitesinde azalmaya yol açabilir. Özellikle renk körü olan kişiler , renklerle ilgili belirli işlerde çalışamayabilirler.

Kornea

 

 

Kornea, gözün en ön kısmında bulunan saydam dokudur ve gözün en önemli kırıcı merceğidir. Korneanın saydamlığı birçok hastalık tarafından bozulabilir. Bu hastalıklar doğuştan, genetik kökenli veya mikrobik olabilir. Keratokonus gibi bazı hastalıklar ise korneanın şeklini değiştirirerek kornea naklini gerekli kılabilirler. Dünyagöz Hastanesi kornea nakli konusunda Türkiye’nin önde gelen kuruluşudur.Kornea, gözün en ön kısmında yer alan, ışığı odaklama ve gözü dış etkenlerden koruma görevine sahip, görme işlevinde büyük rolü olan, gözün eğimli saydam tabakasıdır.

Okuloplasti


 

Oküloplastik cerrahi göz biliminin göz kapakları, gözyaşı yolları ve orbita (göz çukuru) hastalıklarıyla ilgilenen branşıdır. Okuloplasti bölümünde göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından, botox’a kadar her türlü tedavi ve estetik cerrahi uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

Üveit

Uvea dokusunun iltihabına üveit denir.Tedavide başarıyı arttıran en temel faktörler erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi ve doğru tedavidir. Bu şartlar sağlandığında çoğu kez göz kurtarılabilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden, kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler…

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, UVEA’dır. Uvea’nın iltihabına ÜVEİT denir. Üveit, gözün, uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Bu durum mikroplara bağlı iltihaplarla karıştırılmamalıdır. Üveit, bir virüs ya da mikrop nedeniyle başlamış olsa bile, aslında bu mikrobun veya virüsün bağışıklık yanıtını değiştirmesiyle oluşan bir durumdur.

Bu sebeple üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman ve tecrübeli hekimler tarafından belirlenmesi şarttır.

Göz Tembelliği

Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi zordur ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi için geç kalınmış olmaktadır. Göz tembelliği zamanında tanı konduğunda tedavisi en kolay hastalıklardan biridir. Göz tembelliği gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalık olmamasına rağmen kişinin görmesinin herhangi bir şekilde arttıramaması olarak tanımlanabilir. Oluşum mekanizması, kullanılmayan sinirin atıl duruma geçmesi şeklindedir. Yani gözün öndeki kırıcı ortamlarından görüntü bir şekilde sinir tabakasına ulaşmaz ya da bulanık olarak oluşacak olursa kişi de göz tembelliği oluşur. Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir. Bu sebepler;

  • Şaşılık
  • Anizometropi (İki göz arasında bir numaradan fazla fark ya da her bir gözde ayrı ayrı yüksek astigmat, miyop veya hipermetrop olması)
  • Diğer göz hastalıkları (Kornea, iris, lens ve vitreus gibi gözün kırıcı ortamlarının kesiflik veya anormal pozisyonda olmaları ile ilgili hastalıklar. En sık görülen tipi de kataraktlardır. Ayrıca göz kapağı düşüklükleri de (Ptoz) görme eksenini kapayarak göz tembelliğini oluşturur.

Göz tembelliğinin ilk etapta tedavisi 10 yaşına kadar yapılabilir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o denli başarılı olacaktır. En başarılı sonuçlar 6 yaşına kadar alınmaktadır. Göz tembelliği tanısı zamanında konulduğu takdirde sağlam göz kapatılarak beyne bulanık gören gözün de gördüğü sinyali verilir. Kademeli olarak gözdeki görme yeteneğinin düzeltilmesi hedeflenir. Daha sonra gözlük verilerek iki gözün de sağlıklı olarak kullanılması sağlanır.

Keratokonus

gözün en önde yerleşimli saydam tabakasının yani korneanın, ilerleyici incelme ve sivrileşmesiyle görülen hastalığıdır.

Genellikle ergenlik döneminde başlayan hastalıktan hastalar 20’li yaşlarında haberdar olurlar. 20–40 yaş arasında ilerleme gösterip 40 yaştan sonra durağan döneme girer. Günümüzde keratokonus hastalığı batı toplumlarında her 2000 kişiden birinde gözlemlenmektedir. Keratokonus’un görülme sıklığı her geçen yıl daha da artmaktadır. İlerleyen miyop ve astigmat, kornea incelmesi ve sivrileşmesi ile belirti vermeye başlayan keratokonus hastalığına, çok özel tetkiklerle erken dönemde teşhis konulabilir.

0–16 yaş grubundaki çocukların göz sağlığı korumak için

  • Doğduktan hemen sonra,
  • 6 aylıkken,
  • 3 yaşındayken,
  • Okula başlamadan önce,
  • Okul süresince her yıl,

Periyodik olarak göz muayenelerinin yapılması gereklidir.


FAYDALI BİLGİLER
» Göz Hastalıkları

» Göz Anatomisi

» Gözlük Seçimi

» Güneş Gözlüğü

» Gözle İlgili Teknik Bilgiler

» Hangi Yüze Hangi Gözlük

» Lens Kullanımı ve Bakımı

FAYDALI BİLGİLER
  Göz Hastalıkları
  Lens Kullanımı ve Bakımı
  Hangi Yüze Hangi Gözlük
  Gözle İlgili Teknik Bilgiler
  Güneş Gözlüğü
  Gözlük Seçimi
  Göz Anatomisi

İstatistik
Webmail
GOOGLE Translate
Bu sitenin tüm hakları saklıdır     iletisim@gencoptik.com